Paylaşılan Rüyalar

PAYLAŞILAN BİR RÜYA

Eski ilkokulumun koridorundayım ama duvarlar şeffaf camdan ve arkalarında derin, koyu yeşil bir okyanus dalgalanıyor. Sıramda oturmuş hiç devam etmediğim bir dersin sınavını veriyorum; kâğıttaki yazılar bilmediğim antik bir sembol dilinde ama okuduğumda her kelimeyi zihnimde net bir şekilde anlıyorum. Kalemle cevap yazmaya çalıştığım an, yazdığım her harf gümüş renkli parlak böceklere dönüşüp derimin altına kaçıyor. Garip olan şu ki, bu sırada içimde hem anlatılmaz bir huzur hem de boğucu bir panik aynı anda var; ikisi birbiriyle savaşmıyor, yan yana duruyor. Tahtaya baktığımda öğretmen kürsüsünde kendimi görüyorum. Öğretmen olan ben, elindeki kalemle kâğıdımı bitmek bilmeyen bir hırsla çiziyor ama kalemden mürekkep yerine siyah kum akıyor. Kürsüdeki ben bana acıyarak bakarken, sıradaki ben sessizce ama katılarak kahkahalar atıyorum. Tam o sırada cam duvarlar aniden çatlıyor; fakat içeri su dolmak yerine yerçekimi tersine dönüyor ve gece yarısı iki gök cisminin sessizce çarpıştığı devasa bir çöle doğru gökyüzüne 'düşüyoruz'. Birini arayıp yardım istemek için cebimi karıştırıyorum, telefon yerine akrep ve yelkovanı olmayan, kadranı tamamen aynadan oluşan ağır bir pirinç cep saati çıkıyor. Aynaya baktığımda yüzümün gözsüz, burunsuz ve ağızsız dümdüz bir porselene dönüştüğünü görüyorum. Çığlık atmaya çalışıyorum ama ciğerlerime dolan hava soğuk kadife bir kumaşa dönüşüp boğazımı tıkıyor."

BU RÜYA İÇİN YAZILAN YORUM

Eski ilkokulun koridorunda, şeffaf camların ardında dalgalanan koyu yeşil okyanus, geçmişin artık kapalı bir sınıf olmadığını gösteriyor; dışarıda duran derinlik içeri girmese de her şeyi çevreliyor. Hiç devam etmediğiniz bir dersin sınavını, antik sembol dilini anlayarak veriyorsunuz; fakat yazdığınız harflerin gümüş renkli parlak böceklere dönüşüp derinizin altına kaçması, bilginin kâğıda dökülmeden doğrudan bedeninize yerleştiği tuhaf bir hâl yaratıyor. İçinizdeki anlatılmaz huzurla boğucu panik bu yüzden birbirini yenmiyor: biri anlamayı, diğeri anlamanın ağırlığını taşıyor. Tahtadaki öğretmen siz, siyah kum akıtan kalemle kâğıdı hırsla çizerken, sıradaki siz sessizce gülüyorsunuz; acıyarak bakan yanınızla yaşananı hafife alan yanınız aynı anda beliriyor. Camların çatlamasıyla su değil yerçekimi değişiyor; meseleye yeni bir kapı açılmıyor, bütün yön duygusu tersine dönüyor ve iki gök cisminin çarpıştığı gece çölüne düşüyorsunuz. Telefon yerine çıkan ağır pirinç cep saati, yardım arayışını aynaya çeviriyor; yüzünüzün gözsüz, burunsuz, ağızsız porselene dönüşmesi ve soğuk kadifenin çığlığınızı tıkaması, kendinizi anlatacak yüzün ve sesin elinizden çekildiği eşiği gösteriyor.

Anladığınız şey kâğıda değil bedeninize geçtiğinde, acıyarak bakan yanınızla kahkaha atan yanınızdan hangisinin sizi taşıdığını görebiliyor musunuz?

Bu metin, rüyanız üzerine düşünmeniz için yazılmış bir okumadır; tanı, gelecek tahmini ya da dinî hüküm değildir.